Sultan Ana

 Sultan Ana

Sultan Ana

Gazi Mustafa Kemal Paşa, İzmir zaferinden sonra ilk defa Adana’ya gelmişlerdi. Ayağının tozuna yüz sürmeyi adak edenleri zorla topraktan ayırabiliyorlardı, o genç, alçak gönüllü kurtarıcı, bu coşkun, kendinden geçmiş halkı selamlıya selamlıya Hükümet Konağı’na geldiler, biraz sonra evlerine dönüyorlardı. Merdivenlerin yarısına geldikleri zaman bir kucak sarıçiçekle bir köylü kadının nefes nefese, sıçrarcasına merdivenleri çıktığını gördük.

Gazi durdular, köylü kadın yanına kadar çıktı. Tanımlanamayacak bir hayranlıkla O’nun gözlerine tutuldu ve bir süre bu dalgınlık içinde yerinden kımıldanamadı, sonra bir ana sesindeki sevgi ve özlemle:

-“Ah benim çakır oğlum! Yolunu bir deli gibi bekledim. Sana bu çiçekleri tarlamdan yoldum. Eğ başını! O sarı altın saçlarını öpeyim… Bu benim adağım, umduğumu çok görme…”

Genç komutanın yüzüne bir gönül rahatlığı ve neşe yayıldı, başını ona doğru eğdi. Köylü kadın bu sarı başı bağrındaki sarıçiçeklerin üzerine bastırdı. Kokladı, öptü. Sonra da sarı fulyaları ayağının altına sererek:

-“Adağım yerini buldu, koca yiğit, tuttuğun altın, kılıcın keskin, her muradın yerine gelsin” dedi.

Bu köylü kadın bizim cephe arkadaşımız “Sultan Ana” idi.

(Ferit Celal Güven’den alınmıştır.)1

1 Kemal Arıburnu,Atatürk’ten Anılar, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara 1976. s. 113-114

Kaynak: Atatürk ve Unutulmaz Anıları, Ahmet Gürel, Bülent Türker, Nisan 2009

Bu Yazı İçin Ne Düşünüyorsun?

Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın