Eşini İhmal Eden Bir Milletvekiline Verilen Ders

 Eşini İhmal Eden Bir Milletvekiline Verilen Ders

Eşini İhmal Eden Bir Milletvekiline Verilen Ders

Cumhuriyet ilanının ilk seneleriydi. Ankara’da bir balo veriliyordu. Gazi’nin de şereflendirdiği baloda bir aralık milletvekillerinden birinin eşiyle hiç ilgilenmediğini ve başka kadınlarla dans ettiğini gören Gazi, ona bir ders vermeye karar verdi. Bu milletvekili eşiyle ölçülemeyecek kadar güzel ve yakışıklı idi. Eşiyse ise çok şişmandı.

Bir aralık Gazi bu milletvekili (K) nın eşinin yanına gitti ve onu dansa davet etti.

Şişman kadın, büyük bir memnuniyetle kalktı ve dansa başladılar.

Bütün gözler onlara takılmıştı. Tabii (K) da görmüş. Gazi’nin bu hareketinin kendisine yönelik olduğunu anlamıştı.

Bu olayı bayan, yakın dostlarından birine şöyle anlatmıştır:

Gazi bir aralık:

-“Çok güzel dans ediyorsunuz” dedi. Bu iltifata teşekkür ettim. Yine bir aralık:

-“Üstelik de çok hafifsiniz” dedi.

Gazi’nin bu sözü, benim oldukça şişman olmamı göz önünde tutarak belki de beni teselli için söylemişti. Fakat yine iltifatlarından son derece duygulandığımı ifade ettim.

Gazi bundan sonra:

-“Hanımefendi, dedi, sorulmaz ama merak ettim, kaç yaşındasınız?”

Bunu belki de kocamın yaşı ile benim yaşımı karşılaştırmak için söylemişti. Vereceğim cevap, Gazi’yi o sırada düşündüğü bir fikre ölçü olacak, sonuçta belki de kocamın aleyhine olacaktı. Birden nasıl oldu bilmem, sonra kendimin de beğendiğim bir fikir aklıma geldi:

-“Paşam, dedim, ben henüz üç yaşındayım.” Cumhuriyetin üçüncü yılıydı:

-“Türk milletine bahşettiğiniz Cumhuriyet sayesindedir ki, yaşıyoruz. Bundan dolayı gerçek yaşını kaç olursa olsun, ben kendimi üç yaşında kabul ediyorum.”

Bu sözlerim Gazi’nin çok hoşuna gitmişti. Dans ettikten sonra yerime götürmek gibi inanılmaz bir nezaket gösterdiler. Biraz sonra, kocamı Gazi’nin huzurunda gördüm:

-“Eyvah, dedim, galiba azarlayacak…”

Gazi’nin ne söylediğini duymamıştım. O, somurtarak yanıma geldi ve önümde eğilerek beni dansa kaldırdı. Canının çok sıkkın olduğu fark ediliyordu. Sormaktan kendimi alamadım:

-“Paşa ne söyledi sana?” O bana sordu:

-“Sana ne söyledi?” Anlattım:

-“İşte dedi, son sözün ile beni mahkûm ettin.”

-“Neye mahkûm ettim?”

-“Bütün balo müddetince başka hiçbir kimse ile dans etmemeye…”

-“…”

-“Her dansı beraber yapacağız.” Bay (K) nın eşi:

-“Gazi’nin sayesinde kocamdan adam akıllı intikam almıştım. O gece her dansı beraber yaptık ve ben hayatımın en büyük zevkini yaşadım…”

İnsanlar tuhaftır. Kocamla aramız her bakımdan çok iyidir. Tamamıyla anlaşmış bulunuyoruz. Fakat böyle genel yerlerde sık sık beni ihmal eder. Başkalarıyla dans etmekten zevk duyardı. Gazi’nin verdiği dersten sonra bu huyunu tamamıyla olmasa bile, epey değiştirdi. Benimle hiç dans etmeyen adam, Gazi’nin ihtarını hatırlar ve lütfen de olsa beni de dansa kaldırırdı.1

1 BANOĞLU, Niyazi Ahmet, Nükte ve Fıkralarla Atatürk, Garanti Matbaası, İstanbul 1967, s. 28-30.

Kaynak: Atatürk’ten Gençliğe Unutulmaz Anılar, Ahmet Gürel, Mayıs 2009

Bu Yazı İçin Ne Düşünüyorsun?

Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın