Dalkavuklar ve Hakiki Sadakat

 Dalkavuklar ve Hakiki Sadakat

Dalkavuklar ve Hakiki Sadakat

Bursa’da bir sofra… Bağlılıktan bahsediliyor. Sofrada bulunanlardan bazıları birbirleriyle yarış edercesine vardıkları bağlılık derecelerini yavaş yavaş canlarını fedaya hazır olduklarına kadar getiriyorlardı. Atatürk, bütün bunları sessiz dinledikten sonra cebinden tabancasını çıkarıp masanın üstüne koyuyor.

-“Benim için kim kendini öldürebilir?” Diyor. Ortalıkta soğuk bir sessizlik rüzgârı esiyor. Biraz önce fedakârlık yarışı yapanlar soğuk terler dökmeye başlıyorlar. Sonra:

-“Nöbetçi…” diyor. Bütün bunları bilmeden kapıda nöbet bekleyen er içeriye giriyor. Atatürk:

-“Oğlum” diyor. “Benim öl dediğim yerde ölebilir misin?”

-“Ölürüm Paşam.”

-“Al şu tabancayı… Şakağına daya… Arkanı dön… Ateş.”

Nefesi kesilmiş insanların korkunç terler döktükleri salonda bir küçük tıkırtı duyulur. Tabancanın tetiği çekilmiştir. Fakat boş tabancadan sadece bir tetik sesi çıkmıştır.

-“Efendiler, işte Türk askeri budur. Onun bağlılığı budur.”

Kaynak: Atatürk ve Unutulmaz Anıları, Ahmet Gürel, Bülent Türker, Nisan 2009

Bu Yazı İçin Ne Düşünüyorsun?

Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın