Çifte Kılıçlı Altın Madalya

 Çifte Kılıçlı Altın Madalya

Çifte Kılıçlı Altın Madalya

Amasya’dan Sivas’a dönerken kendisinin ‘çuvaldan’ diyerek giydiği o sivil spor ceketinin göğsünde yalnız bir tek madalya parlıyordu. Çifte kılıçlı altın imtiyaz madalyası, işte göğsünden ayırmadığı o madalyaydı. Ruşen (Ünaydın) Eşref o madalyayı şöyle anlatıyordu:

“Onu çok seviyordu. Hafızam beni yanıltmıyorsa, Sakarya’dan sonra, İsmet Paşa’ya, Kazım (Özalp) Paşa’ya üstün hizmetlerinin karşılığı olmak üzere o çifte kılıçlı altın imtiyaz madalyasından birer tane vermişti.

Amasya’da Salih Paşa’yla görüştükten sonra Sivas’a dönerken otomobilde, göğsünde taşıdığı madalyayı sever gibi elleriyle okşadı:

‘İstanbullular rütbelerimi, madalyalarımı geri alacaklarmış. Hakları yok ya! Çünkü ben onların her birini bir savaş meydanında, bir hizmet karşılığında kazanmışım. Salonlarda, saraylarda değil. Fakat her neyse ben onlardan daha önce davranıp, istifamı verdim. Varsın alsınlar!’ Eliyle madalyasını okşayarak:

‘Ancak bunu vermem, bunu benden kimse alamaz. Bunu Anafartalar’da savaş meydanlarında benim göğsüme taktılar.’

Koca Gazi, ardında bırakıp geçtiği zafer dolu hayatından yalnız bu altın madalyayı kendine alıkoymuştu.

Onu göğsüne bir kaleye bayrak diker gibi, takmış, sarı saçları Anadolu rüzgârıyla okşana savrula koşup gidiyordu, ışığa doğru…”1

1 Tahsin Öztin, Mustafa Kemal’den Atatürk’e, Hür Yayınları, İstanbul 1981. s. 74-75

Kaynak: Atatürk ve Unutulmaz Anıları, Ahmet Gürel, Bülent Türker, Nisan 2009

Bu Yazı İçin Ne Düşünüyorsun?

Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın