Babalık Duygusu

 Babalık Duygusu

Babalık Duygusu

Düğün, O’nun varlığı ile son sınırına ulaşan bir neşe içinde geçmişti. Atatürk ayrılmak üzere ayağa kalkınca kendisini uğurlamak için halk iki sıra diziliverdi. Sevecen bakışlarını sağa sola yönelterek yavaş yavaş ilerlerken bir yerde durakladı, sonra durdu, elini yedi sekiz yaşlarında bir kız çocuğunun başına uzattı. Çocuğun arkasında yer alan ve anası ile babası olan çifte yavaşça seslendi:

-“Öpeyim mi?” Herkesi derinden duygulandıran bu isteği ana babanın nasıl yerinde bir minnetle karşıladıkları kestirilebilir. Atatürk çocuğu iki eliyle kaldırdı, öptü ve yere bıraktı. Fakat sahne bununla kapanmış olmadı. Uyanık ve duygulu çocuk:

-“Ben de öpeyim ne olursunuz Atatürk” diye direndi. Atatürk belki de hiç ummadığı halde kendisine babalık mutluluğu tattıran bu içten davranışı, çocuğu bir daha yerden alarak yüzüne yaklaştırmakla karşıladı.

Bilmiyorum, halk bu dokunaklı sahneyi, gözleri yaşlı alkışlayarak kutlarken, o çelik iradeli insanın da iki damla gözyaşını tutamadığını görebilmiş mi idi?1

1 Mehmet Ali Ağakay, Atatürk’ten 20 Anı, Ankara 1963, s. 38–39.

Kaynak: Atatürk’ten Gençliğe Unutulmaz Anılar, Ahmet Gürel, Mayıs 2009

Bu Yazı İçin Ne Düşünüyorsun?

Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın